Çocukken daha mı kolaydı her şey? mesela her şey ayrı yazılır diye kafamıza vura vura öğretilmediğinde? her şey kelimesini bitişik yazdığımız zamanlarda... Tek derdimiz montumuzu hoşlandığımız çocuğun montunun üstüne asmak değil miydi ? Ha bir de uyuz olduklarımızın adını yaramazlar listesine yazmak :) sınavlarda kopya çekmemek için çantamızı araya koyan çocuklardık biz. Büyüdüğümüzde ne olmak istediğimizi sorduklarında " doktor, avukat, öğretmen " cevapları verirdik. Gerçi ben şarkıcı olmak isterdim.Elimde mikrofon evde sürekli konser verirdim. Ailme yazık ya, hem sen gel bu sesi dinleyip işkence çek hem de alkışla. neyse ki sesimin kötü olduğunu farkettim ve kamyoncu olmaya karar verdim. En büyük hayalim bir gün benimde kırmızı kocaman bir DODGE kamyonumun olmasıydı. Önünde poz verdiğim kamyon her ne kadar DESOTO olsa da...
Babam inşaat mühendisi. Ama ben küçükken bir türlü anlamazdım babamın ne olduğunu. Yurtdışına giderdi sürekli. Astronot sandım uzunca bir süre,Sanırım bir kaç kez şantiyeye götürmüştü beni, o zaman da bana baban ne iş yapıyor diye sorulduğunda " amele " dedim. Ben bunu gururla söylerdim. Gerçekten inşattaki işçilerin ne kadar ağır ve zor işler yaptığının,ailesine ekmek götürebilmek için nasıl ter döktüklerine şahit olmuştum çünkü. Sonra büroya gide gele anladım ki babam mühendis. Ama asıl mesleği baba olan bir mühendis. neyse işte mühendis kızı olmak kamyoncu olmayı gerektirirdi benim için. İnşaatlara kum falan taşımaktı hayalim. Şimdi ise şehir planlama okuyorum. Bence kamyoncu olsam daha güzel olurdu her şey. her yeri gezerdim bir kere. yollarda durup durup fotoğraflar çekerdim. Kamyonumun arkasına yazılar yazardım. Mahalledeki çocukları toplayıp pikniğe götürürdüm.Yolların kralı olurdum beee. İnanıyorum ama bir gün benimde bir kırmızı kamyonum olacak. Her çocuğun hayali değil miydi kırrmızı araba? bu da benim hayalim sanane :)
26 Şubat 2016 Cuma
Kimse aynı kalmıyor işte.
Hayatta hepimiz yolunu kaybetmiş,
kendi yolunu bulmaya çalışan yolcularız.
Yol arkadaşlarımızı biz buluyoruz,
kimi zaman onlar bizi.
Çıkmaz sokaklara giriyoruz.
Kimi zamansa benzinimiz tükeniyor.
Yolun sonu diyoruz.
Yeni bir sapak çıkıyor karşımıza.
Ya da yeni bir yol gösteren.
Yeni bir yol arkadaşı.
Hayatta hepimiz yolunu kaybetmiş,
kendi yolunu bulmaya çalışan yolcularız.
Yol arkadaşlarımızı biz buluyoruz,
kimi zaman onlar bizi.
Çıkmaz sokaklara giriyoruz.
Kimi zamansa benzinimiz tükeniyor.
Yolun sonu diyoruz.
Yeni bir sapak çıkıyor karşımıza.
Ya da yeni bir yol gösteren.
Yeni bir yol arkadaşı.
teşekkürler Zada
Hani bazı dostlar vardır ki yanında gerçekten sen olabildiğin, alındığın ama asla kırılmadığın, sevinciyle daha çok sevinip, derdiyle daha çok dertlendiğin. Ha işte benim lugatımda bunun karşılığı Zada. Baş belasıyım ben. Kabul.Rahat durmam illa başımı bi derde sokarım ya da kendime sorun çıkarırım. Ama bilirim ki Zada'm hep benimle. Bende onunlayım ama. Bir damla göz yaşı akacak olsun koşar giderim ki, ilk benim omzuma düşsün o gözyaşı sonra beraber kurutalım onları. Sevgisinden bir an olsun şüphe etmem. Evinde kaldığımda hasta olucam diye bana gece gece süt kaynatıp içiren, üstümü sıkı sıkı örtüp ışığımı kapatan bir insan bu Zada. Sevgilisiyle son gecesi olmasına rağmen ağladığım için kalkıp gece gece 1 saat yol gelip beni teselli eden, en saçmaladığım anlarda bile " of zeycup ya ben senle napıcam " diyip gelip sımsıkı sarılıp öpen bir dost. Ben dostluğun ne demek olduğunu senle öğrendim bayan melek.Hani o en sinirli bakışından bir tek ben korkmuyorum ya, sebebi bu işte meleğimsin sen. insan meleklerden korkar mı okyanus gözlüm ?
Sadece dostluğun için değil ama bu teşekkürüm. Dünyanın en minnoş, en güzel adamını seçtiğin için, gözlerin artık aşkla baktığı için, o güzel gözlerin ışıldadığı için. Gerçek aşkı yaşadığın ve beni de aşka yeniden inandırdığın için de teşekkürler.
Daha yazacak çok şey var ama daha fazla mutluluktan ağlama tamam yeter. evet çok tatlıyım ve evet beni çok seviyosun. ehehehe senin başbelanım ama tatlı belanım :) enişteeee sende okuyon biliyom çakaaal :) iyi ki varsınız minnoşlarım :D
Sadece dostluğun için değil ama bu teşekkürüm. Dünyanın en minnoş, en güzel adamını seçtiğin için, gözlerin artık aşkla baktığı için, o güzel gözlerin ışıldadığı için. Gerçek aşkı yaşadığın ve beni de aşka yeniden inandırdığın için de teşekkürler.
Daha yazacak çok şey var ama daha fazla mutluluktan ağlama tamam yeter. evet çok tatlıyım ve evet beni çok seviyosun. ehehehe senin başbelanım ama tatlı belanım :) enişteeee sende okuyon biliyom çakaaal :) iyi ki varsınız minnoşlarım :D
21 Şubat 2016 Pazar
16 yaşında dünyalar güzeli bi o kadar da gıcık bir kız kardeşim var. Şuan aklıma bu geldi ve depresyona girdim lan. Kız bildiğin güzel, sarışın taş gibi. Ay bi de yetmezmiş gibi çok güzel gülümsüyo. Ha bi de dilli ki sorma,sesi de kadife gibi maşallah. Maşallah diyin lan nazarınızı değdirmeyin bıçaklarım ha. Neyse benim depresyona girdiğim kısmın bu yazdıklarımla hiç alakası yok. Yahu benim erkek kardeşim yok !!! Yani ben hiç bir zaman hala olamam. Hatta bir de çocuklarımın dayısı olmayacak. Offff rezalet. Bende hepsinden var maşallah. Ama dayılarım var ki allahım ben onlara kurban olurum. Yılmaz dayım, en küçük dayım. Mümtaz Taylanın fotokopisi. Ama gençliği Abidinden daha yakışıklı. İşte dengesiz bir sülaleye sahibim. Neyse. Yılmaz dayım çok sever beni. Ne zaman onu görsem, "DAYIIIIIIIIIIII" diye boynuna atlarım. "yavaş lan yavaş AYIIIII " diye karşılık verir. iyiki benim dayımsın sen. Ortanca dayım Asım. Lan bi sülaleme küfretse de keyfim yerine gelse diye bekler insan. Öyle tatlı küfreder ki. Küfretmediğinde kendini kötü hissedersin. Kimse alınmaz gücenmez. " Asım abi bi daha sövsene la kurbanın olam " Bu cümleyi çok duymuşumdur. Geçen gün aradım. "Lan davar yeni mi aklına geldik hıyar" diye açtı telefonu. İyi ki benim dayımsın. Büyük dayım Yavuz dayım. Işığı bol olsun rahmetli oldu. Her zaman asildi Yavuz dayım. Çok fazla anım yok onunla ama elini tutup kuzenimle beni 7. caddede gezdirmesine bayılırdım. Çok yakışıklıydı dayım. Kenan İmirzalıoğlunun çok daha kral versiyonuydu. Bir de bolca asalet. Biz caddede yürürken herkes bizi izlerdi. Yanımda George Clooney olsa bu kadar forsum olurdu. Soğuk,sert mizacı vardı ama kalbi tertemiz melek gibiydi. İyi ki benim dayımdın.
Ve annem. O dünyanın en mükkemmel halası. Faik abimin halası. Yılmazın oğlu Faik. Haladan çok kankası. Sırdaşı. iyi ki benim annemsin Yaseminim.
Velhasıl işte ben hiç hala olamayacağım, ne çok isterdim annem gibi hala olmak. Ve ne çok dilerdim dayılarım gibi dayıları olsun bebelerimin.
Ve annem. O dünyanın en mükkemmel halası. Faik abimin halası. Yılmazın oğlu Faik. Haladan çok kankası. Sırdaşı. iyi ki benim annemsin Yaseminim.
Velhasıl işte ben hiç hala olamayacağım, ne çok isterdim annem gibi hala olmak. Ve ne çok dilerdim dayılarım gibi dayıları olsun bebelerimin.
20 Şubat 2016 Cumartesi
lvoe is...
“I’d die for her. I love her so much. I don’t know what i’d do without her. she’s going through a lot right now. I wish i could just kiss away the pain, make it go away, stop it, kill it! if she, you know, I don’t know what i would do. I’d kill myself. I love that girl. I love her. I love her almost more than i love myself.” — Johnny Depp on Winona Ryder (1989)
18 Şubat 2016 Perşembe
Oğlum gibi sevdiğim babam...
BABA : Çok basit iki hecenin birleşmesiyle oluşan, aslında kendisinden sadece bir kromozom vererek oluşumunuza katkı sağlayan, erkek kimse. ( bkz. ZDK 'zeycup dil kurumu' )
Hayatımdaki bu çok basit iki heceye sahip olan adam benim herşeyim, bugün 58. Yaşına bastı. Kocaman adam oldu aslında ama o hala benim oğlum. Hiç doğurmadigim oğlum. O benim ilk aşkım. ( her ne kadar annemle aralarında yatıp babamı tekmeleyip yerde uyutsamda )
Zor çocuktum ben, hala da öyleyim, gıcık bi kişiliğe sahibim napayim. Ben daha 15 günlükken istanbula taşınmışız. Daha o kadarcikken kizamik mi ne olmusum uçağa falan almayiz demişler. Benim kahramanim sokmuş beni uçağa :) Sonrası çile.. Gece yarılarına kadar ağlar asla uyumazmışım, yavrum evladımda akşam yorgun bitkin geldiği evinden bebek arabasıyla beni alır gece 3 lere kadar bağdat caddesinde gezdirirmiş. Anca öyle uyurmusum. Sonda apartmana girdiğimizi hissedince 'ingaaaa ingeaaaa'
Ben olsam carparim ağzıma, ama benim yavrum evladim tekrar çıkarır gezdirirmiş caddede. ( evet bebekken cadde kızıymısım, sonradan ameleye bağladım)
Havuzda arkadaşıyla karşılaşmıstı, sırf benle ilgilensin diye kollugumu çıkartıp boğulmaya çalışmıştim. Napiiiyim aşıktım babama ve kiskaniyodum. Habire bürosuna giderdim yardım edicem ben sana yaaa diye. Beyaz a4 kâğıtlarını alır fotokopilerini çekerdim ki kâğıtlar coğalsın sanırım gıcık olduğum kadar da malmışım. Sürekli yurtdışına giderdi. Kapıları kitlerdim gitmesin diye. Uçağı kacirsin diye dualar ederdim. 90lar çocuğuyum ben. Google değildi arama motorum. Ama ansiklopedilerde değildi. Babamdı. Annem hep ayaklı kütüphane der babam için. Benim kütüphanemdi babam. Canım oğluşum benim, dünyanın en sevimli babası, şimdi 23 yaşındayım ama hala çocuk. Babamda benden çocuk. İyiki çocuk. İyiki benim cocugum. Her zaman bana güvendiğin için, benim babam olduğun için, bana kattıkların için, dürüstlüğü, ahlaklı olmanın ne demek olduğunu bana rol model olarak öğrettiğin için binlerce teşekkür ederim. Oktaycuğummm iyiki benim babamsın. 158. Doğum gününüde görmek dileğiyle... Deli kızın :)
Hayatımdaki bu çok basit iki heceye sahip olan adam benim herşeyim, bugün 58. Yaşına bastı. Kocaman adam oldu aslında ama o hala benim oğlum. Hiç doğurmadigim oğlum. O benim ilk aşkım. ( her ne kadar annemle aralarında yatıp babamı tekmeleyip yerde uyutsamda )
Zor çocuktum ben, hala da öyleyim, gıcık bi kişiliğe sahibim napayim. Ben daha 15 günlükken istanbula taşınmışız. Daha o kadarcikken kizamik mi ne olmusum uçağa falan almayiz demişler. Benim kahramanim sokmuş beni uçağa :) Sonrası çile.. Gece yarılarına kadar ağlar asla uyumazmışım, yavrum evladımda akşam yorgun bitkin geldiği evinden bebek arabasıyla beni alır gece 3 lere kadar bağdat caddesinde gezdirirmiş. Anca öyle uyurmusum. Sonda apartmana girdiğimizi hissedince 'ingaaaa ingeaaaa'
Ben olsam carparim ağzıma, ama benim yavrum evladim tekrar çıkarır gezdirirmiş caddede. ( evet bebekken cadde kızıymısım, sonradan ameleye bağladım)
Havuzda arkadaşıyla karşılaşmıstı, sırf benle ilgilensin diye kollugumu çıkartıp boğulmaya çalışmıştim. Napiiiyim aşıktım babama ve kiskaniyodum. Habire bürosuna giderdim yardım edicem ben sana yaaa diye. Beyaz a4 kâğıtlarını alır fotokopilerini çekerdim ki kâğıtlar coğalsın sanırım gıcık olduğum kadar da malmışım. Sürekli yurtdışına giderdi. Kapıları kitlerdim gitmesin diye. Uçağı kacirsin diye dualar ederdim. 90lar çocuğuyum ben. Google değildi arama motorum. Ama ansiklopedilerde değildi. Babamdı. Annem hep ayaklı kütüphane der babam için. Benim kütüphanemdi babam. Canım oğluşum benim, dünyanın en sevimli babası, şimdi 23 yaşındayım ama hala çocuk. Babamda benden çocuk. İyiki çocuk. İyiki benim cocugum. Her zaman bana güvendiğin için, benim babam olduğun için, bana kattıkların için, dürüstlüğü, ahlaklı olmanın ne demek olduğunu bana rol model olarak öğrettiğin için binlerce teşekkür ederim. Oktaycuğummm iyiki benim babamsın. 158. Doğum gününüde görmek dileğiyle... Deli kızın :)
16 Şubat 2016 Salı
Lise son sınıfız, en deli yaşlarımızdayız. İstanbulda okuma hayaliyle yaşıyoruz az buçukta çalışıyoruz. Bütün sohbetlerin sonu, abi gençliğimizi Ankarada mı ÇÜRÜTCEZ YEAA cümlesiyle biter olmuş. Ankara Atatürk Liseliyim ben. ODTÜye en çok öğrenci veren lise ünvanı olan lise.Umrumuzda mı? TABII Kİ HAYIR. Biz İstanbulda okuyup, eve çıkıp, saçımızı belki maviye belki griye boyayıp Karaköy,Kadıköy,Beyoğlu sokaklarını arşınlarız diye hayaller kurardık. Tercih dönemi geldi çattı. Hiçbirimiz İstanbul yazamadık. puanımız fazlasıyla yetiyordu ama yazmadık. Hepimiz ODTÜ yü döşedik listelerimize. Sonradan pişman olduk mu ? belki ? ama Ankaradan kopsaydık. Asıl o zaman bin pişman olurduk. Ankara denince denizi olmayan bozkır ve gri bir şehir canlanır insanların zihninde. Ha bir de MEMUR KENTİ YEAA SIKICI derler. Iıı ıhh, Ankara demek, samimiyet demek, aile demek, tutku demek,anılar demek,çocukluğumuzdaki ekmek kokusu, top oynarken düşüp düşüp parçaladığımız dizlerimiz,ailelerimizle gittiğimiz tiyatro,mahalleye senede bir kere gelen panayır, kışın buz tutana kadar oynadığımız kar topu savaşları, ilaçlama kamyonetinin peşinden koşturmaca,bisiklet yarışları,gece saklanbaçları, mahallede yakan top oynamak, Anıtkabiri ziyaret etmek, Kuğulu parkta simit yemek, Kukla kebapta kukla gösterisini sabırsızlıkla beklemek demekti.
Çocukken en sevdiğim şey Atakuleye gidip top havuzunda boğulmaya çalışmak, Beğendik önünde kuşlara yem atmak,Kurtuluş parkında kaydıraktan kaymak, Bahçelide buz patenine gidip asla kayamamaktı. Ama en çok bu fotoğraftaki anı severdim. Kızılayda karşıdan karşıya geçmek. Sanki tarih derslerinde anlatılan kol kola savaş mücadeleleri yeniden canlanırdı o an. Annem hep 'ah bu kaldırımların dili olsa konuşsa, ne anılarımız var bu sokaklarda' derdi.Sahi, keşke mümkün olsa.
Çocukken en sevdiğim şey Atakuleye gidip top havuzunda boğulmaya çalışmak, Beğendik önünde kuşlara yem atmak,Kurtuluş parkında kaydıraktan kaymak, Bahçelide buz patenine gidip asla kayamamaktı. Ama en çok bu fotoğraftaki anı severdim. Kızılayda karşıdan karşıya geçmek. Sanki tarih derslerinde anlatılan kol kola savaş mücadeleleri yeniden canlanırdı o an. Annem hep 'ah bu kaldırımların dili olsa konuşsa, ne anılarımız var bu sokaklarda' derdi.Sahi, keşke mümkün olsa.
BUGÜN DE İÇTİNİZ DEĞİL Mİ ? PEKİ NE İÇİN ?
Yazıya başlarken Mehmet Güreli - Kimse bilmez çalıyordu. vovov tam melankoli havasına girmiş bir şekilde elime rastgele aldığım kitabın rastgele bir sayfasını açtım. -bugün de içtiniz değil mi ? peki ne için? yazıyordu.Hadi dedim yardır Zeycup bi melankoli yazı. Tam aklımda ihanetler, biten dostluklar, ağlayışlar,terkedilişler geçiyordu ki, şarkı bitti. Ve şuan MFÖ - ali Desidero dinleyerek devam ediyorum yazıma Bu kadar basit aslında :) Siktiredin her şeyi. Eski sevgiliyi, biten dostlukları, iflas ettiğiniz işinizi, ayrıldığınız eşinizi, bi türlü yükseltemediğiniz derslerinizi, alt üst komşuyu, Kim ne der düşüncesini, yalnızlık korkusunu. SİKTİREDİN. Hayat sizin. Ve sadece bir kere geliyoruz bu dünyaya (şimdilik öyle diye biliyoruz hiç değilse) Ama kesin olarak bildiğimiz bir şey var ki ulan ! bir kere genç oluyoruz. yani diyeceğim o ki , S İ K T İ R E D İ N ! ! !
Yazıya başlarken Mehmet Güreli - Kimse bilmez çalıyordu. vovov tam melankoli havasına girmiş bir şekilde elime rastgele aldığım kitabın rastgele bir sayfasını açtım. -bugün de içtiniz değil mi ? peki ne için? yazıyordu.Hadi dedim yardır Zeycup bi melankoli yazı. Tam aklımda ihanetler, biten dostluklar, ağlayışlar,terkedilişler geçiyordu ki, şarkı bitti. Ve şuan MFÖ - ali Desidero dinleyerek devam ediyorum yazıma Bu kadar basit aslında :) Siktiredin her şeyi. Eski sevgiliyi, biten dostlukları, iflas ettiğiniz işinizi, ayrıldığınız eşinizi, bi türlü yükseltemediğiniz derslerinizi, alt üst komşuyu, Kim ne der düşüncesini, yalnızlık korkusunu. SİKTİREDİN. Hayat sizin. Ve sadece bir kere geliyoruz bu dünyaya (şimdilik öyle diye biliyoruz hiç değilse) Ama kesin olarak bildiğimiz bir şey var ki ulan ! bir kere genç oluyoruz. yani diyeceğim o ki , S İ K T İ R E D İ N ! ! !
Size de oluyor mu? Sabah kalkıyorsun, boş tavanı
izliyorsun uzun uzun, işte diyorum hayatımda bu tavan gibi bomboş.
Niye uyanıyoruz ki her sabah? Bu sabah uyanmasam olmuyor mu ? Kalk
Zeycup kalk ! Günaydın... Al işte yine manasız bir güne uyandım.
Hadi bakalım çıkmayan sesin için kol kadar antibiyotik zımbırtısı
var saat 9 da. Tost most bir şeyler ye. Off! Tost!! Şimdi işin
yoksa tost makinesini çıkart, fişe tak , ısınmasını bekle... Derken
boş ekmekle yaptım kahvaltımı, hooop cumburlooop ilaç mideye. Bu
aptal hap kıçımdan çıkıp gidiyo be neresi iyileştiriyo ki bunun
peh.. Hep tıp dünyasının uydurmaları bunlar. Gerçi şu zayıflama hap
tırıvırılarına da en çok ben para bayılmışımdır. Amman diyim satın
almayın yahu, yok öyle at bi hap, ol adriana lima. İlk bir kaç gün
seni iyice bi sıçırtıyo bak yalan yok. Ama nasıl bir sıçış o
aboooo,dünyayı kıçımdan çıkarıyorum sanki öylesine bi acı. Ve
sonrası... Dünya içimde kalıyo. NEDEN? TEBRİKLEEER ARTIK KRONİK
KABIZSINIZ. Resmen küçücük popolarıyla salına salına tuvalete
sıçmaya giden kadınlara baka baka ağlamaya başlarsınız. Sıçmak mı ?
allah bana o yeteneği vermemış. Kakam gelince evde bi bayram
havası.. ollleyyy zeycup kaka yaptı !!!!!
NE KADAR BEST? diye sorarlar
Best friend (bf, bff hashtagiyle instagramda fotoğraf paylaşılan insan) kabaca bi tanım oldu değil mi ? ama öyle. insanlar artık sadece sosyal medya hesaplarını süslemek için best friend ediniyor.
ortam canlı mı? geyik var mı? dert tasa? yok ? tamam best friendimsin...
- benim moralim çok bozuk, bi kahve içip dertleşelim mi?
- ayy best friendcim ya önceden verilmiş sözüm olmasa biliyosun şuan yanındaydım. ama bozma moralini hadi gül bakiyimmm.(ben şimdi dert dinleyemem, şuan yeni tanıştığım cool best'lerimle akıcam.)
bilmem ne denli haklıyım ne densiz haksızım ama, MAALESEF Kİ best friends in, real friends out. Real günler efenim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







