24 Mart 2016 Perşembe

fazlalık olma efsane ol asdfgh

Kendinizi fazlalıkmışsınız gibi hissettiren insanların hayatlarından çıkın gidin. Onlar zaten sizi kaybetmeyi göze almışlardır. Zordur dost edinmek, dahası onu sürdürebilmek. Ama öyle kolaydır ki onu bitirebilmek. Ben bilmezdim bunun kolay olduğunu. Avuçlarımla sarıp sarmalamak hayatımda tutmak isterdim bütün dostlarımı. Kimisi aradan kaçıp elinden düşebilirmiş ben bunu öğrendim. ha bir de düşen parçayı geri avcumun içine almaya çalıştığımda çok daha fazlasını kaybedeceğimi öğrendim. Ve serbest bıraktım avuçlarımı. Kalmak isteyen bir şekilde kalacaktı nasıl olsa hayatımda.
' fazlalık olma efsane ol '  sanırım alakasız oldu. neyse :)
SELLLOOOO !!!! 

Ben Ankaramın bozkırından, griliğinin rengarenkliğinden, denizsiz ama samimi mekanlarından kopamamış bir garip Ankaralı tiyatro severim. Ankara'yı bana eşsiz kılan bir çok faktör var ki biriside belkide en önemlisi AST. Ankara Sanat Tiyatrosu, Ankaramın en sanat kokan sahnesi,evi,yuvası,aşkıdır. Eskiler daha iyi bilir ama biz gençler de aşık olduk AST a. AST NEDİR ?İsmail abisiyle,seldasıyla ve mediha ablasıyla, birbirinden değerli hocaları ve oyuncularıyla,dostluklarıyla ve hatta Ziya hocamızın Sakal'ıyla tarifsiz aşktır AST. Madem başladım bu blog işine bi yazımda da AST ımı doya doya yazayım o zaman :D

Yazın stajımı İstanbulda yapıcam. 1.5 ay kadarcık. Ama boş geçmesin istiyorum. Staj - ev staj- ev olmasın.Sanat olsun, Tiyatro olsun. Tiyatro sohbetli kahveli olsun istiyorum. Sadece alacağım edebiyat dergilerini karıştırmakla geçmesin istiyorum. MSM ! Ah ne çok isterdim orada eğitim almayı. sadece orasıda değil, 35.5 ta ,Craftta , Oyun Atölyesinde. Ne çok isterdim sahne tozlarını yalayıp yutmayı. Uzun uzun araştırdım da yok anacım yaz kursları yok yok yok. MSM nin var,var olmasına da mayısta başlıyor. E anam babam ben mayısta saçımı bok topuzu yapmış göz altlarım hortlak olmuş bir şekilde pafta hazırlıyor olacağım tabii ki Ankarada. Öğrenciyim, şehir planma okuyorum odtü de,finallerim var. bana da günah ama. Şunu haziranda başlatsaydınız ya, e benim güzel Müjdat ağabeyim. Nasıl da taparım kendisine. Kısmet değilmiş.

Çok dert yandım !!!  E o zaman hadi el atıverin de bu Zeycupcağzınıza bi toz yutacağı sahne bulun. 

15 Mart 2016 Salı

Ozancan ve Berkay a veda


Bugün daha çok sessizdi ankara. O patlayan bombadan başka ses çıkmadı Ankaramdan. Sessizce geldik odtüye. Sessizce selamlaştık hala hayatta olan arkadaşlarımızla. Konuşmak gelmiyordu kimsenin içinden. Nasıl konusacaktik ki. Ozancan ve Berkay konuşabilecekler miydi artık ? Sabah kahvaltı yapmaya çalışırken aklımda olan şey, onlar da bu sabah 8.40 derslerine uyanacak, peynir ekmeklerini yiyip geleceklerdi. Ama gelemediler. O patlayan bomba sadece bedenlerini almadı. Hayallerini, sevdiklerini, sevgilerini, umutlarını en önemlisi geleceklerini de aldı. Ve ankaradan bir daha ses çıkmadı. Taa ki bugün 12.00 ye kadar. Hain saldırıda yitirdiğimiz Odtülü kardeşlerimiz için toplandık bugün. Acıyla bağırdık. Ozancan Akkuş... BURADA !!! Berkay Baş... BURADA !!!  Kol kola eylem yapmadık bu sefer. Acımızı öfkemizi haykırdık.

Rektör başladı konuşmaya. Koskoca ODTÜ rektörü konuşmakta belkide ilk defa zorlandı. Boğazında düğümlendi sözcükler, ağlamaya başladı.Teker teker arkadaşları çıktı Ozancan ve Berkayın. Her sene ODTÜ ormanına ağaç dikmekmis hayali Berkay'ın. Ve her zaman gülümsermiş Ozancan. Bunlar odtünün gencecik fidanları. Binlerce Odtülü başımız önde sessizce ağladık. Sessizce onların yaşayamayacağı hayallerine, gençliklerine ağladık. Ha birde whatsappta son görülmesi 18.42 imiş Ozancanın...

14 Mart 2016 Pazartesi

AnKARA

"Kızılay da bomba patlamış " bomba patlamış... Patlamış... İnsanlar ? Ailem evde. Arkadaşlarım ? Hayir ya hayır hayır hayır. Bomba ? Patlamış. İnsanlar ? Öldüler mi şimdi? Ben bu cümleyi okurken, kaç beden yerde cansız, hayalleri çalınmış bir şekilde ? Kaç ananın yüreği paramparça ? Bomba ? Patlamış. Hava güzeldi çok güzeldi. Ölmek için fazla güzeldi o gün hava. Sıcacıktı. Sonra çok fazla sıcak oldu. Kavurdu bütün Ankarayı, hatta o kadar sıcaktı ki savruldu başka şehirlerdeki anaları babaları da yaktı kül etti. Yüreklerimizi yerle bir , gencecik fidanları kül etti. Bomba ? Patlamış. Televizyonlarda, sosyal medyada fotoğraflar geçiyor. Umut dolu ışıl ışıl bakan gözler var ama bomba ? Patlamış. O gözler bir daha açılmamak üzere kapandılar artık. Kalbim eziliyor. Bunca acıya alışmayı reddediyorum. Gidenler de geri dönmeyecek biliyorum çünkü bomba ? Patlamış.
Daha geçen hafta tiyatro dersinde Ankarama yazdığım mektubu okumuştum, Ankarayı seven daha çok sevmişti, sevmeyense bir düşünmüştü. Ama herkes çok beğenmişti. Beğenilen şey benim yazım değildi ki, ankaraydı. Ben sadece onu, onlara anlattım. Sonra ne mi oldu ? Bomba ? Patlamış. Hemde 5 ayda 3 kere patlamış. 3 kere çalmış Ankaramdan gencecik hayatları. Zaten gri derlerdi sana Ankaram. Ama artık kapkarasın. Seni de fidanlarını sökerek kararttılar be Ankaram. Bomba ? Patlamış. 

7 Mart 2016 Pazartesi

Degisikli zamanlar

Dengesiz bir yapım var ki çoğu zaman bunu söyler yırtarım kavgalardan. Neyse  ya napalım allah beni böyle yaratmış. Kadınların iki dönemi vardır. Regl dönemi ve normal günleri. Ha işte bu bende çok daha çeşitli. Midem bulanıyor derim gider lahmacun yerim, en sevdiklerimi, senden nefret ediyorum dünyanın en baş belası aşkım diye severim. Aman be sanene benden ve banene benden. Bende kendimi çözemedim ki anam sen mi çözeceksin? Dengem tutmuyor mafelössss... Bunu da neden yazdım onuda bilmem. Aslında canım laf sokmali Tweet tadında bir yazı yazmak istemişti, al işte yazıya bak kendime soktum gene. Neyse ya. İnstagram stalklayayim ben adios !