19 Aralık 2016 Pazartesi

Günümüzde “bombaların biçimlendirdiği”, olağan koşullarda ise planlama ve tasarım ile üretilen, hem öznesi hem de nesnesi “insan” olan kent yaşantısını ve kentin insan üzerinde bıraktığı etkiyi bakın Nâzım Usta nasıl anlatıyor:

“Issızdı caddeler:
belki erken
belki geç
belki ölü bir saat,
belki duvarların arasına çekilmiş hayat.
yığınyığın
kat kat
mermer
beton
ve asfalt.
ve heykel
ve heykel
ve heykel,
insan yok fakat.
ve sonra bozkır:
en beklenilmedik yerde
ve her şeye rağmen
şehrin içine kadar giren,
ve sonra derhal toprağın sonsuzluğu…”

14 Kasım 2016 Pazartesi

İçten esintiler

Dün çok özel bi gündü benim için. 11 yıldır özel olan bi gün. Hayatın bize ne getireceği ne götüreceği hiç belli olmuyor. Ama bazı şeyler var ki hep yerinde.. Yeri geliyo üstü örtülüyor yeri geliyo saklanıyor ama hep bi köşeden bizi izleyip göz kırpıyor hayatımıza. Burda amacım lafı bi yere vardırmak değil aslında.  Ben yine aynı şeyi haykırıcam. ONUR GURUR VS BUNLAR SADECE İSİM. Hayatınızdan gururunuzdan daha değerli şeyler var. Gidin sarılın onlara sımsıkı. 


8 Kasım 2016 Salı

Yeni hayat ve ilk gün saçmalozingosu

Sellllöööut, AN İTİBARİYLE ÜSTÜMDEKİ BÜTÜN YÜKLERDEN KURTULMUŞ,ARINMIŞ BULUNMAKTAYIM 🙆

Şimdi zada'mın evinde mışıl mışıl uyuyacağıımmm ve sabaha en deli yaşlarıma geri dönmüş, tamamiyle eski zeycup olarak uyanacağım 🎶

23 sayısı liseden beri çok değerliydi benim için. 24 e girdim (3 ay oldu)  demek bana 24 uğurlu gelcekmiş 🍒

Bu zamana kadar hep değiştim dedim, artık farklıyım dedim. Dediğim gibi de yaptım. Değiştirdim bir şeyleri. Ama en özde kalması gereken şeyler var ki, onlara dokunulmamalı.
Bunlardan benim için başta gelen,  insanlar hakkında her kim olursa olsun ve sana nasıl davranırsa davransın, hep iyi düşün.  Başkasının kötülüğünü isteme asla. Misli misli kapında bitiyor inanın. Hayatıma değen değmeyen teğet geçen geçmeyen herkes, bol kahkahalı yaşamlar dilerim 💕

Sevin sevilin ve hep iyi dilekler dileyin.


9 Ekim 2016 Pazar

Bugünkü otostop

Evvelki gün verdiğim kararı anca uygulamış, saçlarımı omuzlarımda kestirivermiştim. Hiç zorlanmadan,içim acımadan. Hatta yere dökülmüş saçlarıma veda bakışı da atmadım. İçimden, hayatımdan atmak istediklerim
vardı demek. Saçlarıma yüklemişim hepsini.  Kestirdim gitti. Yeni hayatıma başlıyorum dedim. Ve saate baktım... Evet saat 12 ye geliyordu ve hemen stüdyoya gitmem gerekti. Eee filmlerdeki gibi olmuyor işte yeni hayat başlangıçları.  Dolmuş beklemektense çektim otostopumu. içimde tatlı bi huzur. İlk araba duruverdi. Dünya tatlısı bir dede. Başladık yolculuğa.  Hangi okul dedi. odtü. Ahh mustafa Kemal in torunu dedi. Duygulandı. Arabasında 7000 tane fotoğrafı varmış Atatürk'ün. Necdet Sezer'den bahsettik. Fotoğraf çekilmiş onu gösterdi. Aşık veysel mırıldandı. Beraber söyledik. Duygulandık yine. Sonra yol bitti,  ilhan amcaya sarldım ve indim arabadan. Yüzümde kocaman bi gülümsene girdim okula. Sen hep neşeli ol e mi ilhan amca. 🎶


8 Ekim 2016 Cumartesi

Hatalar, hatalarımız

Her allahın günü tercihlerimizden, seçtiklerimizden veya vezgeçtiklerimizden, terkettiklerimizden, aldığımız kararlardan, konuştuğumuz cümlelerden, bulunduğumuz yerden yani bir şekilde hayatımıza yön vermiş olan bir ŞEYden pişmanlık duyarız. 
NEDEN böyle dedim.NEDEN sustum. NEDEN çekip gittim,gitmedim. NEDEN çok yedim. (ki bunu tüm cümlekadınaleminden duyabilirsiniz) NEDEN aşık oldum.NEDEN bunu satın aldım. NEDEN şununla arkadaşım,ortağım,sevgiliyim,evliyim...?  VS VS VS. Yahu bi susun artık. Bi susalım. Tamam yaptın yıktın sattın aldın kırdın yedin içtin sıçtın. Eeee?  Pişmanlık duyarak hala o hayatına soktuğun kararınla yaşamaya ve hayatını daha fazla etkilemesine neden oluyorsun. Ama bi susalım. Önce derin nefes sonra bi bardak su. Geçti gitti.  Atın olumsuzlukları hayatınızdan. Önce kendi olumsuzluklarınızdan sonra da etrafınızdaki olumsuzculardan kurtulun. Her zaman pozitif cümleler kurun, kurdurun. Pozitifcilerle beraber olun. Yaşlandığımızda idrak edicez sanırım bir daha genç ya da orta yaşlı olamayacağımızı. (bende olumsuz cümle kurdum ya bırakın bu yazıyı okumayı)  😝 şuan kızılay-yaşamkent dolmuşunda yazıyorum bu yazıyı. Çapraz önümde düşünceli bi amca var, bu ayın taksitlerine canı sıkkın belki kim bilir. Yan tarafımda çok güzel bir kadın var ama suratı asık, mutsuz. Şöför abi zaten güneşten bunalmış. Falan filan 10 kişi falanız işte. Keşke sohbet etsek. Herkes o kadar farklı ki. 1 saatlik yolda ne hikayeler öğreniriz kim bilir. Neyse, ışıklarda inecek var... 


1 Temmuz 2016 Cuma

16 aralık

            Ekim 2015. Doktorum bana seyahat etmeyi katiyen yasaklamıştı. Bu zamana kadarki yolculuklarımda da embole atmamasına şaşırmıştı. Sağ bacağımdaki damarlarım saçmalıyordu ve her an embole atabilir. bacağımı belkide kaybedebilirdim. Çok net söylendi bu bana. Kime zeycup kimdir ne yapar neyi sever diye sorsan, anca gezer cevabını alırsın. Yürümek, gezmek, keşfetmek... peki embole atarsa? bacak gidicek gezemicem... Embole atmaması için seyahat etmesem ? Sıkıntıdan kafamı kopartıcam.  Derken ben ben olmaktan çıktım anacım. Böyle bi saldırganlaştım bişiler oldu bana. Hani önceki yazılarda da vik vik yazmıştım ya bu çıktı hayatımdan şu çıktı hayatımdan vs vs. ABİ BACAĞIMI KAYBEDİCEKTİM PAMUK GİBİ Bİ ZEYCUP MU BEKLEDİNİZ KARŞINIZDA !!!!!! neyyssssssssee. 


 16 Aralık 2015 çarşamba Sabahı düştük hastane yollarına. Arabada sessizlik hakim. Ön koltuğa oturunca gerilen annem bugün ekstra gergindi. 


!!!!! AHA dedim bunlar bişi saklıyo benden;

- Bana bacaktan ameliat olcaksın derken yalan mı söylediler ki. 

- Allaaaaam beynimde yumruk kadar kist mi var ? 

-Kist kalbimde mi  yoksa?

- Kalpte kist mi çıkar denyo? 

-Benimkinde çıkar kesin.


Hastane odama yerleştim. Ve çıkarttım telefonu başladım snap atmaya. helllööö ameliat olcam ben tırırırırm . Sözde korkmuyorum dalga geçiyorum. İnstagram a yüklediğim hastane odamın fotoğrafının altına " hep mi soğuk olur hastanelerin odaları " yazmış edebiyatı ağlatmışım. 

Hepsi şovdu aslında.





 

Saat 11.30 da aldılar beni ameliathaneye. Ne ürkütücü bir yer öyle. Ortada az sonra seni kesecekleri bir yatak. Etrafta türlü türlü makine, alet edevat. Somurtkan bi kaç doktor ve iki sevimli hemşire. Sayıları arttı sonradan. Bi gerildim, gerginliğimde çeneme vurdu..Soyundum masaya yattım. Üstümde yeşil ameliat önlüğü. Sanki 2 dk sonra narkozu yiyip kesilecek olan ben değilmişim gibi. Tiyatrodan falan bahsediyorum. Tam en sevdiğim oyunu anlatıyodum ki saat 13.30 olmuş. AMELİAT BİTMİŞ. SÖZÜM YARIM KALMIŞ. neyyseee.


Gözümü açtığımda ağlıyordum. Ya bırakın beni projem yetişmicek gidicem ben. (JÜRİM 2 GÜN ÖNCE BİTMİŞTİ )


Vauuuv koridorlardan sedyeyle geçmek çok cooldu. Neyse odama geldik. 

BEN:  Hadi baba snap çekelimmmm

BABAM: Doktor hanım tamamdır bizim kız normale dönmüş, narkoz etkilememiş bunu.


Sonrası işte ziyaretçiler.. Bende ki havayıda bir gör. Sanki kanseri yenmişim. Çişimi yapmaya giderken bile bir merasim.. Ama diyet o gün bile bozdurulttturulmadı.? ! yazamadım. yani anacuğum o gün ble çikilat yedirtmedi bana neyyysse :) 

............................


Artık seyahat edebilirdim.ama BİR SÜRE SONRA... 


15 GÜN SONRA İZMİRDEYDİM. 


İnanınca oluyormuş... Ben inanmıyordum bir daha gezebileceğime.. Demek inanmadan da oluyormuş neysyysee...



5 Mayıs 2016 Perşembe

   Çok mu zorluyoruz sahiden ?

  23 yıllık hayatımda ilk defa bu kadar çok kişi hatta en yakınlarımdan bir çok kişi çıktı hayatımdan Ama ben çıkarttım ama onlar çıktı. Başlarda kabullenemedim. Bende mi bir sorun var diye çok sorguladım kendimi. Tabiri cahilse * ( muhtemelen bu böyle denmez de neyse ) öz eleştiri yaptım yani.
  
Nasıl bir dönemden mi geçtim ? borum bok. tam manasıyla borum bok bir dönemdi benim için.Ama iyi ki ya iyi ki yaşamışım o dönemi. Önce tek sevdiğim adam, hayaller kurduğum adam çıktı gitti. Aman tanrım yıkıldım hem de ne yıkıldım. Sonra da melankolik Zeycuptan sıkılanlar oldu, eleştirildim. Çok ağır eleştirildim. Canları sağ olsun eleştirenlerin de gidenlerin de. Bana o dönemi iyi ki yaşatmışlar. Ben kendimi buldum bu ağır süreçte. Böğüre böğüre ağlarken bir anda değiştirmeye karar verdim her şeyi, önce geçmişimle yüzleştim. Ve bu sefer ben terk ettim geçmişimi. Yaşamayın geçmişte arkadaşlar. Geçmiş, tahmin edemeyeceğiniz kadar ağır bir yük, değiştirmene imkan yoktur çünkü. Olmuş bitmiştir. Ne gerek var anı yaşamak varken bir de geçmişe takılı kalmanın, bir de onu omuzlamanın ne alemi var.

 DEDİM VE DEVAM ETTİM...

İyi ki diyorum ya hani, Ya ben harika insanlar kazandım değişim sürecimde. Aslında hep yanı başımda olan harikaları keşfettim. Ve sımsıkı sarıldım onlara. Geçmişi yakıp, geleceği de umursamadan anı yaşamaya başladım onlarla beraber. Daha ufacık zaman oldu ama neler sığdırdık biz bu ufacık sürece. ve daha nele sığdırıcaz kim bilir :) 

Hadi ben kendimden çok bahsettim. Bir iki bişi zırvalamak istiyorum. Olur ya sevgilin senden ayrılır, Baban harçlığını keser, sınavdan FF alırsın, finaline girmeyi unutursun, uçağını kaçırırsın, tam dipteyim derken daha da dibe batırılırsın falan. AHANDA BÖYLE ANLARDA ŞÜKRET. karanlığın bitmesine az kalmıştır artık. İlla ki bir yerden birileri girecek koluna ve seni ışığıyla aydınlatıp sarıp sarmalayacak ve sen bir kez daha şükredeceksin iyi ki giden gitmiş, giren girmiş diye :D


 E YANİ ZORLAMAYIN ABLACIKLAR ABİCİKLER KARDEŞCİKLER ARKADAŞCIKLAR 

12 Nisan 2016 Salı

 İkinci defa ama sanırım bu sefer son kez...


Sanırım veda kısmındayız artık. Gıcırdayarak açılan Gülerkentimin kapısından son defa çıkıyorum elimde anahtarlarımla. Son defa bakıyorum gece yarılarına kadar top koşturduğumuz sahamıza, gece sohbetlerimize şahit çardağımıza, park ebesi, tükürük savaşları yaptığımız parkımıza... Ben gidiyorum çocukluğum, Hoşçakal Gülerkent. 




 Çocukken vasiyet etmiştim, ölünce beni parkın yanına gömün diye. Bilmem olur mu hatırlayan ben ölünce :) Tavşanım Bony i gömmüştüm bahçemize, şimdiyse çocukluğumu, anılarımı, en içten kahkahalarımı, ilk ve tek sevgilimi, kurduğum hayallerimi...

 Ufak bir hatıra bıraktım sana. Bilmem kalır mı orada ama, eğer ki kalırsa, ne mutlu bana. 


Ben gidiyorum Gülerkent. 

Hoşçakal.


8 Nisan 2016 Cuma

Aşık oldum falan diyoruz ya. 
Aslında kendimize aşığız bence. 
Yani karşımdaki adam mı bana güzel duygular yaşatıyo ?
 Hayır o duyguyu ben yaşıyorum.
 His benim, kalp benim. İster güzel hissederim ister çeker giderim. 

                                                                                                 

 - ATARLI ERGEN