14 Mart 2016 Pazartesi

AnKARA

"Kızılay da bomba patlamış " bomba patlamış... Patlamış... İnsanlar ? Ailem evde. Arkadaşlarım ? Hayir ya hayır hayır hayır. Bomba ? Patlamış. İnsanlar ? Öldüler mi şimdi? Ben bu cümleyi okurken, kaç beden yerde cansız, hayalleri çalınmış bir şekilde ? Kaç ananın yüreği paramparça ? Bomba ? Patlamış. Hava güzeldi çok güzeldi. Ölmek için fazla güzeldi o gün hava. Sıcacıktı. Sonra çok fazla sıcak oldu. Kavurdu bütün Ankarayı, hatta o kadar sıcaktı ki savruldu başka şehirlerdeki anaları babaları da yaktı kül etti. Yüreklerimizi yerle bir , gencecik fidanları kül etti. Bomba ? Patlamış. Televizyonlarda, sosyal medyada fotoğraflar geçiyor. Umut dolu ışıl ışıl bakan gözler var ama bomba ? Patlamış. O gözler bir daha açılmamak üzere kapandılar artık. Kalbim eziliyor. Bunca acıya alışmayı reddediyorum. Gidenler de geri dönmeyecek biliyorum çünkü bomba ? Patlamış.
Daha geçen hafta tiyatro dersinde Ankarama yazdığım mektubu okumuştum, Ankarayı seven daha çok sevmişti, sevmeyense bir düşünmüştü. Ama herkes çok beğenmişti. Beğenilen şey benim yazım değildi ki, ankaraydı. Ben sadece onu, onlara anlattım. Sonra ne mi oldu ? Bomba ? Patlamış. Hemde 5 ayda 3 kere patlamış. 3 kere çalmış Ankaramdan gencecik hayatları. Zaten gri derlerdi sana Ankaram. Ama artık kapkarasın. Seni de fidanlarını sökerek kararttılar be Ankaram. Bomba ? Patlamış. 

Hiç yorum yok: